| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | put down f. | indirmek | ||
|
I would appreciate it if you would put down your placards so that we can proceed with the debate. Tartışmaya devam edebilmemiz için pankartlarınızı indirirseniz memnun olurum. More Sentences |
||||
| Genel | put down f. | koymak | ||
|
We must, then, put down markers. O halde işaretler koymalıyız. More Sentences |
||||
| Genel | put down f. | düşürmek | ||
|
Tom put down his pen. Tom kalemini düşürdü. More Sentences |
||||
| Genel | put down f. | yazmak | ||
|
It took her three months to put down a few thousand words. Birkaç bin kelimeyi yazması üç ayını aldı. More Sentences |
||||
| Genel | put down f. | bastırmak | ||
|
It was in 1968, when the national uprising by the Czech and Slovak peoples was put down. Çek ve Slovak halklarının ulusal ayaklanmasının bastırıldığı 1968 yılında olduğu gibi. More Sentences |
||||
| Öbek Fiiller | ||||
| Öbek Fiiller | put down f. | küçümsemek | ||
|
Don't put down his suggestions. Onun önerilerini küçümsemeyin. More Sentences |
||||
| Öbek Fiiller | put down f. | bırakmak | ||
|
Bill Gates has trouble putting down bad books too. Bill Gates de kötü kitapları bırakmakta zorlanıyor. More Sentences |
||||
| Öbek Fiiller | put down f. | küçümsemek | ||
|
Don't put down his suggestions. Onun önerilerini küçümsemeyin. More Sentences |
||||
| Öbek Fiiller | put down f. | bastırmak | ||
|
It was in 1968, when the national uprising by the Czech and Slovak peoples was put down. Çek ve Slovak halklarının ulusal ayaklanmasının bastırıldığı 1968 yılında olduğu gibi. More Sentences |
||||
| Öbek Fiiller | put down f. | bastırmak | ||
|
It was in 1968, when the national uprising by the Czech and Slovak peoples was put down. Çek ve Slovak halklarının ulusal ayaklanmasının bastırıldığı 1968 yılında olduğu gibi. More Sentences |
||||
| Öbek Fiiller | put down f. | küçümsemek | ||
|
Don't put down his suggestions. Onun önerilerini küçümsemeyin. More Sentences |
||||
| Öbek Fiiller | put down f. | koymak | ||
|
We must, then, put down markers. O halde işaretler koymalıyız. More Sentences |
||||
| Öbek Fiiller | put down f. | bırakmak | ||
|
Bill Gates has trouble putting down bad books too. Bill Gates de kötü kitapları bırakmakta zorlanıyor. More Sentences |
||||
| Öbek Fiiller | put down f. | sermek | ||
|
I put down a rug under my desk. Masamın altına bir kilim serdim. More Sentences |
||||
| Öbek Fiiller | put down f. | yazmak | ||
|
It took her three months to put down a few thousand words. Birkaç bin kelimeyi yazması üç ayını aldı. More Sentences |
||||
| Öbek Fiiller | put down f. | bastırmak | ||
|
It was in 1968, when the national uprising by the Czech and Slovak peoples was put down. Çek ve Slovak halklarının ulusal ayaklanmasının bastırıldığı 1968 yılında olduğu gibi. More Sentences |
||||
| Öbek Fiiller | put down f. | küçümsemek | ||
|
Don't put down his suggestions. Onun önerilerini küçümsemeyin. More Sentences |
||||
| Öbek Fiiller | put down f. | inmek | ||
|
Tom put down his spoon. Tom kaşığını indirdi. More Sentences |
||||
| Öbek Fiiller | put down f. | indirmek | ||
|
I would appreciate it if you would put down your placards so that we can proceed with the debate. Tartışmaya devam edebilmemiz için pankartlarınızı indirirseniz memnun olurum. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | put down f. | kısmak | ||
| Genel | put down f. | yüklemek | ||
| Genel | put down f. | ucuzlatmak | ||
| Genel | put down f. | sanmak | ||
| Genel | put down f. | tahmin etmek | ||
| Genel | put down f. | azaltmak | ||
| Genel | put down f. | eleştirmek | ||
| Genel | put down f. | değer biçmek | ||
| Genel | put down f. | yere koymak | ||
| Genel | put down f. | denetim altına almak | ||
| Genel | put down f. | not etmek | ||
| Öbek Fiiller | ||||
| Öbek Fiiller | put down f. | (bir şeyi/birini bir yere) koymak | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | küçük düşürmek | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | aşağılamak | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | yermek | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | indirmek (öldürmek) | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | (birini) temizlemek | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | not etmek | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | yazıya dökmek | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | yazarak kaydetmek | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | birini görevlendirmek | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | birine bir görev vermek | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | bir görev için adını yazdırmak | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | bir iş için adını yazdırmak | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | bir işi yapacağını/bir şeye katkıda bulunacağını taahhüt etmek | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | para çıkmak/ödemek/koymak | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | -e vermek | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | yormak | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | '-e bağlamak (bir şeyi başka bir şeyin nedeni saymak) | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | yok etmek | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | ortadan kaldırmak | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | bertaraf etmek | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | gidermek | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | yatırmak (bebek, çocuk) | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | uçak indirmek | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | bir hava aracını yere indirmek | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | yere inmek (hava aracı/hava aracıyla) | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | bir listeye adını yazdırmak | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | sonlandırmak | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | uyutmak (hasta bir hayvanı) | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | aşağılamak | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | hor görmek | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | küçük görmek | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | kusur bulmak | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | yermek | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | ezmek | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | kötülemek | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | gözüyle bakmak | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | sınıfında değerlendirmek | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | depozito vermek | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | bir kenara koymak | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | sonrası için ayırmak | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | yere inmek (hava aracıyla) | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | yere indirmek (hava aracını) | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | çocuğu yatırmak | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | not etmek/almak | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | görevlendirmek | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | birine bir görev vermek | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | birine bir sorumluluk vermek | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | birini bir görev için yazmak | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | etkisiz hale getirmek | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | son vermek | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | sonlandırmak | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | eleştirmek | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | azarlamak | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | aşağılamak | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | yermek | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | uyutmak (hasta bir hayvanı) | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | çocuğu yatırmak | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | yere inmek | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | yere indirmek (bir hava aracını) | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | depozito ödemek | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | para bırakmak | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | para vermek | ||
| Öbek Fiiller | put down f. | uyutmak (hayvanı ilaçla) | ||
| Veterinerlik | ||||
| Veterinerlik | put down f. | hasta bir hayvanı uyutmak | ||